Yazar: Gnyhukuk

YALAN HABER

Son yıllarda çok görülen bir vakıa ise yalan haberciliktir. Medya kuruluşları 6112 Sayılı RTÜK Kanunu ve 5680 Basın Kanunu ile kendilerine yüklenen yükümlülükleri gözetmeksizin haber yapabilmektedir. Bu haber /yazı içerikleriyle kişiler hem maddi hem manevi zarar görebilmektedir.


Medya kuruluşları , yayın hizmetlerini 6112 sayılı RTÜK Kanunu 8.maddesindeki yayın ilkelerine uygun olarak sunmak zorundadır.

Bu yayın ilkelerinden en çok ihlal edilen ilkeler ise şunlardır
8.maddenin 1.fıkra /  (Ç) bendinde  ;  yayın hizmetinin insan onuruna ve özel hayatın gizliliğine aykırı olamayacağı
yine (I) bendinde ise ; yayın hizmetinin gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas alması gerektiği ve soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberlerin soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olmaksızın yayımlanamayacağı hükmedilmiştir.



Bir yalan habere maruz kaldığımızda yapabileceğimiz ilk şey , düzeltme ( tekzip  ) ve cevap yazısı yazmaktır. Zira Anayasamızın  teminat altına aldığı haklardan birisi 32. Madde / E fıkrasında  düzenlenen düzeltme ve cevap hakkıdır.

6112 sayılı RTÜK Kanunu madde 18  uyarınca düzeltme ve cevap yazısının yayın tarihinden itibaren 60 gün içinde yazılması gerekir. Bu yazı ilgili medya sağlayıcısına gönderilir. İspat açısından yazının noter aracılığıyla gönderilmesi önerilir.
Medya sağlayıcılar hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın , yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç 7 gün içinde , cevap ve düzeltmeye konu olan yayının yapıldığı saatte ve programda yayınlar.

Medya sağlayıcının , düzeltme ve cevap yazısını yayınlamaması halinde , 7 günlük sürenin bitiminden itibaren 10 gün içinde başvuru sahibinin yerleşim yeri Sulh Ceza Hakimliğine başvuru yapılarak yazının yayınlanması talep edilir. Sulh Ceza Hakimliği istemi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar.




YALAN HABERDEN KAYNAKLANAN TAZMİNAT HAKKI

Gerçeğe aykırı olarak yayınlanan haberler genellikle kişilerin kişilik haklarını ihlal eder nitelikte olur. Kişilik hakkının ihlalinden kaynaklanan tazminat talepleri Türk Medeni Kanun 24 ve 25.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre yalan haberin yol açtığı maddi kayıplar için maddi tazminat istenebilecektir. Ayrıca kişiler haberin yarattığı sirkülasyon sonucu yaşadıkları elem ve üzüntü  nedenleriyle de manevi tazminat talep edebilir
Borçlar kanunu uyarınca da haksız fiil hükümlerine dayanılarak uğranılan zararların giderilmesi talep edilebilecektir.

BOŞANMA HUKUKU

 Evlilik gibi boşanmak da bir medeni haktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un 161-184 . maddeleri arasında düzenlenmiştir.


Boşanma davalarında görevli mahkeme, Aile mahkemesidir. Yargı çevresinde aile mahkemesi bulunmuyorsa o yer Asliye Hukuk Mahkemesi davaya Aile Mahkemesi sıfatı ile bakacaktır.

Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Boşanma davalarında uygulanacak usul ile Türk Medeni Kanunu madde 184’te düzenlenmiştir.
Bu madde hükmü gereğince davaya bakacak olan hakime boşanma sebeplerinin oluşup oluşmadığı hususunda geniş bir taktir hakkı verilmiştir. Bu nedenle boşanma hukukunda Yargıtay’ın görüş ve içtihatları önemli bir yer tutar.

BOŞANMA SEBEPLERİ
Türk Medeni Kanununda boşanma sebepleri ; genel ve özel sebepler olarak ikiye ayrılmıştır. Özel boşanma sebepleri ;
1) Zina
2) Hayata kast , pek kötü veya onur kırıcı davranış
3) Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
4) Terk
5) Akıl hastalığı
olarak sıralanmıştır.
Davacının bu boşanma nedenlerinden birine dayanmak istemesi halinde birtakım süre ve ihtar şartlarına riayet etmesi gerekecektir. Boşanma nedenlerinin gerçekleştiğini davacının ispat etmesi gerekir. Özellikle zina durumunda davacının ispat yükünü yerine getirmesi pek güç olacağından bu sebebe dayanan davalarda güncel içtihatlar takip edilmeli , müvekkil ona göre yönlendirilmelidir.

Genel boşanma sebebi;
Türk Medeni Kanunu 166.maddesinde genel boşanma sebebi olarak ‘’ evlilik birliğinin temelden sarsılması ‘’ şartını aramıştır. Ancak davacı eşin bu davayı açabilmesi için , evlilik ilişkisi içinde davalı eşten daha az kusuru olması gerekir. Evlilik ilişkisinin getirdiği yükümlülükler irdelenmeli ve tarafların davranışları ile bu yükümlülüklere uyup uymadığı tespit edilmelidir. Bu noktada da güncel içtihatlar yol gösterici olacaktır.


NAFAKA

Boşanma davalarında iki türlü nafaka istenebilir.
 
 Bunlardan birincisi , boşanma davası devamı süresince istenebilecek  ‘’ Tedbir ‘’ nafakalarıdır.

Bilindiği gibi ülkemizin ağır ilerleyen yargı sisteminde bir davanın sonuçlanması yıllar almaktadır. Bu nedenle bir boşanma davasının açılması ile sonuçlanması arasındaki süre içerisinde eşin ve çocukların geçinmesine ilişkin koruyu önlemler alınmadır. Bu amaçla, talep edilmesi halinde hem eş hem çocuk için tedbiren nafaka istenebilir.

İkinci nafaka türü ise , boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin diğer eşten talep edebileceği süresiz nafakadır. Yoksulluk nafakası olarak adlandırılan bu nafaka dava kesinleştikten sonra verilmeye başlanır.
Boşanma davalarında eşlerin ortak çocukları varsa çocuğun velayet hakkının hangi eşe verileceğine de karar verilir. Çocukların velayetini alan eş , çocukların bakım ve ihtiyaçlarına katkıda bulunması için diğer eşten nafaka talep edebilir. Bu nafakaya iştirak nafakası adı verilir.

MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT

MADDİ TAZMİNAT:

Türk Medeni Kanunu 174. maddesi uyarınca , mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen taraf ; evliliğin sona ermesine yol açan olaylarda kusursuz yada daha az kusurlu bulunduğu taktirde diğer eşten maddi tazminat isteyebilecektir.

MANEVİ TAZMİNAT :
Türk Medeni Kanunu 174. Maddesi uyarınca ; boşanmaya sebep olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf , kusurlu olan taraftan manevi tazminat talep edebilir.



VELAYET

Mahkeme boşanma kararı verirken çocuğun velayet hakkına ilişkin kararını da verir. Mahkeme velayete ilişkin kararını vermeden önce anne ve babanın görüşlerini , çocuk vesayet altında ise vesayet makamının görüşlerini ve eğer çocuk 8 ve üzeri yaştaysa çocuğun fikrini sorar.
Velayetin kime verileceğinin taktirinde
– Çocuğun çıkarının ve üstün yararının hangi tarafça daha iyi korunabileceği
– Çocuğun yaşı
– Çocuğun taraflara ve kardeşlerine olan duygusal yakınlığı gibi kriterler yer alır.

Mahkeme velayete ilişkin kararıyla birlikte , velayetin kendisine verilmeyen eş açısından çocukla kişisel ilişkilerini düzenleyen kararını da verir.
Son olarak velayetin kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Mahkeme bu hususu kendiliğinden gözetip kararını verecektir.

Türk Hukukunun daha önceki dönemlerinde ‘’ Ortak Velayet ‘’ kabul edilmiyordu. Ancak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri Ek 7. Protokol 5. Maddesini kabul etmekle artık Türk Hukukunda da ortak velayet söz konusu olabilmektedir.